Anılarım/Kayzer Dönemi Weimar Cumhuriyeti Atatürk Türkiye’si

Sevgili dostlar, bugün sizlere tanıtmak istediğim bir anı kitabı; “Anılarım” Alman Yahudi’si bilim insanı Profesör Ernst Hirsch’e ait. Hitler döneminde sosyal hakları elinden alınarak kendisi ülke dışına, ailesi toplama kamplarına sürülen Profesör Ernst Hirsch,  uzun bir mücadeleden sonra pek çok soydaşı ve meslektaşı gibi Türkiye’ye gelir. Bu sırada uyguladığı geleneksel hoşgörü politikasıyla Türkiye,  Alman Nazi rejiminden kaçan Yahudi bilginlerin sığınağı olmuştur. Türkiye’nin bilim insanlarına gereksinimi vardır; onlarında sığınacak bir ülkeye. Pek çok Yahudi bilim insanı,  Türk üniversitelerine öğretim üyesi olarak kabul edilirler. Bu bilim insanları,  bilimsel ve akademik çalışmalarıyla Türkiye’de hukuk ve eğitim devriminin yaşama geçirilmesi ve gelişmesine, hepsi birer bilim insanı olan çok sayıda öğrencinin yetişmesine katkı sağlarlar.

Hukuk profesörü olan Ernst Hirsch 1933 yılında Almanya’dan ayrılarak 1933-1943 yılları arasında on yıl İstanbul Hukuk Fakültesi’nde, 1943-1952 yıllarında da Ankara Hukuk Fakültesi’nde davetli öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Türkçe öğrenen ve derslerini Türkçe veren Profesör Ernst Hirsch’ın “Anılarım/Kayzer Dönemi Weimar Cumhuriyeti Atatürk Türkiye’si” adlı yapıtı Atatürk Türkiye’sinin ilk otuz yılına görüş ve gözlemleriyle ışık tutmaktadır. Üniversitedeki çalışmalarını sürdürürken, Anadolu’da gezilere de çıkan Profesör Ernst Hirsch’in Antakya gezisi izlenimlerinden kısa bir alıntı dönemin arkeolojik kazı çalışmaları hakkında bilgi vermektedir:

“Defne ağaçlarıyla, servilerle, çağlayanlarla bezenmiş çayırlarda yürüyordum. Antik çağda Apollo’ya adanmış kutsal bir korulukmuş burası. Efsaneye göre Apollo’nun sevgisini istemeyip ondan kaçan su perisi Daphne’yi burada, bir defne ağacına çevirmiş Apollon. Bugün Türkçede bu ağaca defne denmesi bu nedenledir! Bu latif manzaralı tepede Romalılar devrinde (mö.64-m.260) arası Antakya’da üslenmiş olan Roma garnizonunun subayları ve eyalet üst düzey yöneticileri villalar yaptırmışlar, ben oradayken bu villaların bulunduğu yerde kazı yapılıyordu. Gün ışığına çıkarılan o harikulade, eşsiz güzellikteki yer ve duvar mozaiklerine bakmaya doyamıyordum. Mozaikler Defne’de çayırların üstünde olduğu gibi, dağınık bulundukları yerde, bugün bulundukları Antakya müzesindeki sıkışık durumlarına nazaran çok daha derin bir etki uyandırıyorlardı insanın üstünde…”

Profesör Hircsch’in anılarında kendisinin davetli olduğu Dolmabahçe Sarayı’ndaki Cumhuriyet Bayramı balosunun yeri çok özeldir; profesör o geceyi gururla şöyle anlatmaktadır:

“Davet muazzam büyüklükteki taht salonundaydı. Salonun yüksek pencereleri, altı yüz metre uzunluğundaki rıhtıma bakıyordu. Mermer rıhtım, ışıl ışıl bezenmişti. Ve işte ben, kendi Alman vatanında Yahudi olduğu için hor görülen, aşağılık ırka mensup olduğu için işgal ettiği mevkilerden kovulan, evini, yurdunu terk edip, yabancı ülkelere kaçmak zorunda bırakılan ben, dünyanın bir ucundaki Türkiye’de, nice billurlarla, mermerler, somaki taşı, paha biçilmez kakma işlerinin ihtişamıyla parıldayan, nice değerli mobilyayla, resimle süslü, bir zamanların taht salonu olan bu mekanda, ülkenin bin seçkininden sayılan, saygıdeğer Alman profesörü sıfatıyla bulunmaktayım.”

İyi okumalar…

Categories:

Tags:

Comments are closed