Doğu’dan Uzakta

“Afrikalı Leo” ile tanıştıktan sonra tiryakisi oldum Amin Maalouf’un ve tüm kitaplarını büyük bir beğeni ile okudum. Beni en çok etkileyen  “Tanios Kayası” adlı yapıtı oldu. Bu yapıtında yazar Asya ve Akdeniz kültürlerinin söylencelerini büyük bir beceri ile betimleyip konunun içine serpiştiriyordu. Yazarın “Semerkant” adlı yapıtı ise tarih severlere bazı biyografilerle tarihi belgeleri roman tadında sunmaktaydı. Lübnan kökenli olan ve ülkesindeki iç savaştan sonra Fransa’ya yerleşen Maalouf, Paris’te gazetecilik ve yazarlık yapmaktadır.

 

Şu anda elimde olan Amin Maalouf’un son yapıtı “Doğu’dan Uzakta”;iç savaşın acımasızlığı içinde yaşamları paramparça olan ve her biri bir tarafa savrulan bir grup arkadaşın, terk ettikleri ülkelerine bir arkadaşlarının cenaze töreni nedeniyle dönüşlerini anlatmakta. Bir grup yakın dostun eve dönüş yolculuğunun ardından, birbirileriyle ve geçmişleriyle yüzleşmeleri, on altı günün sonunda, çarpıcı bir sonla noktalanmakta. Yapıttan kısa bir bölüm, iyi okumalar dileğiyle aşağıya alınmıştır:


“Kendi payıma hiçbir şeyden haberim olmadığını, hiçbir şeyden kuşkulanmadığımı, hiçbir şey sezinlemediğimi itiraf etmek zorunda kaldım. Yakın arkadaşlarımdan birinin, bir şairin, bir idealistin, bir çapkının elinde makineli tüfek, karşı mahalleyi taramak için gece milislerine katılmak isteyeceği düşüncesi, işin doğrusu aklımın ucundan bile geçmemişti… Gece boyunca başımın içinde isimler, sesler, gölgeler, yüzler sinir bozucu ateşböcekleri gibi uçuşup durdular. Yarı uyur yarı uyanık haldeydim ve bu nedenle, sahici hatıralar, düşlemlerle ve rüyalarla birbirine karıştı. Öyle ki uyandığımda aklım karmakarışıktı, hüküm verme yeteneğim zayıflamıştı… Buluşmalarımızın onda bıraktığı anıların da en az bendekiler kadar yoğun olduğunu, o benim için ışıltılı bir güneş ise, benim de onun için belki de bir güneş ışını olduğumu birdenbire anladım. Ne tuhaf bunu daha önce hiç düşünmemiştim. Kendi hasretlerimin içine gömülü olduğum için, tanıdığım insanların hasretlerine nadiren dikkat ediyorum. Onların belleğimde iz bırakmaları bana doğal geliyor; ama benim de onların belleklerinde iz bırakmış olabileceğim düşüncesi beni şaşırtıyor. Geriye bu noktada tevazu mu, yoksa duyarsızlık mı gösterdiğimi bilmek kalıyor.”

Categories:

Tags:

Comments are closed