Beyaz Zambaklar Ülkesinde…

Bu kez sizlere sunduğum “Kitap seçki”, Grigoriy Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı yapıtı. Kitap yoksulluğa, olanaksızlıklara ve elverişsiz ülke koşullarına karşın, birkaç aydının önderliğinde askerden din adamlarına, profesörden öğretmenlere, doktorlardan iş adamlarına, her meslek ve gruptan insanın omuz omuza bir dayanışma içinde Finlandiya’yı geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini tüm insanlığa örnek olacak biçimde anlatmaktadır. İlk kez Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ile Türkçeye çevrilen bu yapıt yine Atatürk’ün emriyle askeri okullar programına konmuştur. Beyaz Zambaklar Ülkesinde’n kısa bir alıntı:

Ülkelerin dağılması ya da milletlerin refah ve denge çerçevesi içinde bir yaşam sürmeleri yalnızca devlet için çalışan krallara, milletvekillerine ya da bakanlara bağlı değildir. Bunlar her vatandaşı ilgilendiren sorunlardır. Bay veya bayan, genç veya yaşlı, kentli veya köylü, kas gücüyle veya beyin gücüyle çalışsın, herkes bu sorunları düşünmelidir. Ülkelerin kuvvetli ya da güçsüz olması, milletlerin ilerlemesi ya da gerilemesi yalnızca devlet yönetiminde bulunanların adil ya da işe yaramaz olmasına bağlı değildir.

Gerek iyi gerekse kötü, kahraman veya cani ne olursa olsun devletin yöneticisi her zaman için halkın canından bir candır. Onlar, halkın ruhunun aynasıdır. Onlar, halkın var ettiği kişilerdir. Halk nasılsa onlar da öyledir. Eskiden beri söylenen hep şudur: Her millet layık olduğu şekilde yönetilir ve layık olduğu yöneticilere sahiptir…

Milletlerin tarihini kim yönlendirir? Devleti ve bütün insanları ilgilendiren gelişmeler kim tarafından idare edilir? Farklı bireyler tarafından mı? Yoksa İngiliz düşünür Thomas Carlyle’nin söylediği gibi, yalnızca kahramanlar tarafından mı? Veya Rus düşünür Tolstoy’un savunduğu gibi bütün halkın hedefleri, fırtınalı ruhları veya pasifliği sayesinde mi?

Karamanlar’ adlı kitabın yazarı olan Carlyle, bir kahramanın yetişme tarzı ve aldığı kültürden söz ediyor. Halk yığınlarının birer çamur yığını olduğunu ve heykeltıraş olmadan öyle kalacaklarını söylüyor. Ne zamanki meydana bir sanatkar, bir büyük insan, kahraman çıkıncaya kadar; Sezar, Napolyon, Büyük Pedro, Sokrates, Hz. Muhammed bu çamur ya da balçık yığınını eline alarak ona çeşitli şekiller verdiler. İnsanlardan, kitlelerden istedikleri şeyi yarattılar. Asya bozkırlarında milyonlarca Moğol’u bir araya toplayan Cengiz Han, Çin, Hindistan, İran ve Eski Rusya’yı hükümdarlığı altına aldı… Carlyle’ye göre halkların ve hatta tüm insanlığın tarihini yönlendiren sağlam ruh ve zekaya sahip kişilerdir. Yani kahramanlar: Ramses’ler, Romülüs’ler, Luther’ler Bismark’lar vs.

Ancak Tolstoy bunun tersini iddia ediyordu. Tolstoy’a göre olaylara yön veren, renk ve can veren kişiler tek tek şahıslar yani Napolyon’lar değil halk yığınlarıdır. Carlyle ise şöyle diyor, Halk yığınları yerde çürümeye yüz tutmuş saman gibidir; ya yanıp kül olacaklardır ya da gübre olacaklardır. Büyük insanlar ise gökten düşen ve o samanı tutuşturan şimşeklerdir.”

Grigoriy PetrovBeyaz Zambaklar Ülkesinde

Categories:

Tags:

Comments are closed